Günümüzde Müslüman Genç Olmak

Toplumumuzun batılılaşma hareketleri dolayısıyla günümüzde layıkıyla Müslüman olmak hele ki Müslüman bir genç olarak yetişmek oldukça zor.

Neden mi?

Mesela;

Bugün Allah’ın selamını vererek girince bu hareketi geri kafalı bulan zihinler var. Elimizdeki nimete şükretmenin, biri için iyi bir dilekte bulunurken Allah’tan istemenin, her işe besmele ile başlamanın abes görüldüğü bir dönemin gençleriyiz.

İslam’a uygun tesettüre sahip olmak, ibadetleri günlük işlerden ve eğlenceden önce tutmak, kısacası zamane insanların kafasına uymayıp dinine hatta asıl insanlığın fıtratına uygun yaşamak garipsenir hale geldi.

Kul hakkının çok rahat çiğnenebilmesi veya tereddüt bile etmeden harama yaklaşılabilmesi zamanın çağdaşlığını değil asıl geriliğini ve abesliğini gösterirken bunlara uymaya çalışıp İslam’ın esaslarından uzaklaşmak, gençliğin değerlerini yaşamasına engel olur. Bu çağın gençleri Müslümanlık esaslarına ayaklarını sağlam basmalı ve davasından nolursa olsun vazgeçmemeli.

İslam’ın emrettiği tesettürü vakarla taşımak, ibadeti eğlencenin ve günlük telaşın önüne koymak, bugün ne yazık ki modern dünyanın “genel geçer” kurallarına bir başkaldırı olarak algılanıyor. İnsanlığın asıl fıtratına uygun yaşamak, zamane insanının gözünde “garip” bir hal alırken; kul hakkını çiğnemek, harama tereddütsüz yaklaşmak ve bencilce bir yaşam sürmek “çağın gerekliliği” gibi sunuluyor. Oysa asıl gerilik, teknolojik imkanlara sahip olup ahlaki değerlerden mahrum kalmaktır.

Çağdaşlık maskesi takmış bu manevi yozlaşma, gencin kendi öz değerlerini keşfetmesinin ve yaşamasının önündeki en büyük engeldir.

Müslüman genç, bu akıntıya kapılmak yerine ayaklarını İslam’ın sarsılmaz hakikatlerine daha sert basmalıdır. Çoğunluğun yanlış yolda hızlı yürümesi, o yolu doğru kılmaz. Bu bir kimlik ve izzet davasıdır. Ne olursa olsun, bu çağın geçici hevesleri ve sosyal baskıları karşısında eğilmeden, davasından ve şahsiyetinden taviz vermeden yürümek, Müslüman gencin asıl zaferidir. Çünkü asıl özgürlük, modernitenin kölesi olmak değil, Yaradan’ın rızasını her türlü kınamanın üstünde tutabilmektir.

Zülâl Sarıca

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir