Gençliğimin baharında, yolun başındayım. Kitaplarım çantamda, heyecanım kalbimde hayallerim kocaman bir şekilde yepyeni bir sayfa açarak geleceğime, dostluklarıma ve nice güzel anılara adım atıyorum. Daha dokuzuncu sınıfım; koridorlar büyük, sesler ve yüzler yabancı ama kalemim geleceği bilmeden yazıyor bugünü. Okulun kapısından girerken ayaklarım bugünde, kalbim gelecekte yürüyor. Kalbim ve aklımın bir köşesinde, zamanın çok ötesinden bir gün bekliyor beni: mezuniyet.
Sıramda otururken her bir ders, her bir soru ve yaşanmayı bekleyen anılar git gide daha da büyütüyor beni. Her bir yanlışım yeni bir ufuk açıyor bana. Her gün büyüyorum, fikirlerim gelişiyor hayallerim genişliyor. İlk sınavların telaşı, tahta kaleminin çıkardığı gıcırtı içinde kaybolan sesler, zil seslerine karışan kahkahalar, pencereden görünen masmavi gökyüzü ve ilk başarının güçlü ama sessiz gururu… Yaşanmamış ihtimaller, hatalar, yaşanmışlıklar ve iyi kilerle dolu bir gençlik serüveni. Hepsi bir gün bir cübbenin ve kepin o koyu renginde toplanacak. O gün geldiğinde sınıf sessiz, koridorlar bizsiz, okul bahçesi bir farklı kokacak. Ağaçların rengi biraz soluk gelecek, okul duvarları koyulaşacak ama hepsi o gün daha anlamlı gelecek. Rüzgâr bir farklı esecek saçlarımla beraber yüzlerce anıyı etrafa dağıtacak. Her zaman baktığımız o eşsiz masmavi gökyüzü bile bir soluk olacak. Yüzlerce, binlerce hatta sayılamayacak kadar anımıza sahip okulumuz son kez izleyecek bizi. Son kez adlarımız çağırılacak, son kez o merdivenlerde yürüyeceğiz. Vedamızın bir simgesi olarak keplerimizi hayallerimizi süsleyen o gökyüzüne fırlatacağız. Son kez gülüp son kez beraber ağlayacağız. O kalabalıkta sesler yüksek ama ben kalbimin o yüksek sesinden diğer sesleri duyamıyorum. Gülmekten karnımın ağrıdığı günler, söz alırken titreyen bedenim, verilmiş sözler, geç kalınmış sabahlar, arkadaşıma yasalanarak ağladığım zaman, öğretmenimin bir bakışıyla cesaret doluşum, unutulmuş onca hayalim… Bunların hepsi zamanla birer anıya dönüşecek. Unuttum sanacağım, o değerli anları hafızamdan sildiğim sanacağım için üzüleceğim ama kalbimin en derin köşesinde hepsini değerli bir hazine olarak koruyacağım.
Şimdi zil çalıyor, derse giriyorum. Söz hakkı alıp sorumu çözüyorum. Tahtaya yazılar yazılıp siliniyor, yeniden yazılıyor ve tekrar siliniyor. Bazı dostluklar, sözler, hatıralar, hocalar silinmeyip öylece kalbimde kalıyor. Öyle geçiyor günler. Fark etmeden akıp gidiyor. Ama biliyorum ki o gün geldiğinde biliyorum ki üzgün değil gururlu olacağım. Gözlerim dolu olabilir ama kesinlikle “Ben başardım!” diyeceğim. Cesur, gurur dolu ve kararlı bir şekilde mezun olacağım. Yaşanmışlıkları o cübbemde bir ödül gibi taşıyacağım. Evet, daha yolun çok başındayım ama vedayı şimdiden öğreniyorum. Bu veda bir son değil gururla dolu yürüdüğüm gençliğimin meyvesini verdiği bir başlangıçtır. Ne de olsa yolcudur abbas bağlasan durmaz, eninde sonunda gideceğim. Çünkü büyümek sadece başarmak ve ilerlemek değil, gitmeyi de kabul etmektir.
Ebrar Nisa Aydoğan


Bir Cevap Yazın